Meclis’te kadın milletvekillerinin sayısı neden istenen düzeyde değil?

Asya Robins
BBC Türkçe

28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi sonrası resmi olmayan sonuçlara göre yeni dönemde Meclis’te 121 kadın milletvekili olacak. Bu sayı 27. Dönem’de 104’tü.

Seçimler sonrası 600 vekilin olduğu Meclis’te kadınların oranı yüzde 20’nin biraz üzerinde. Bu da cumhuriyet tarihi boyunca kadınların Meclis’te en yüksek oranda temsil edilecekleri anlamına geliyor. Ancak birçok sivil toplum kuruluşu ve kadın hakları savunucusu, kadınların siyasette hala yeterince temsil edilmediğini söylüyor ve Türkiye’nin yüzde 50’lik ideal kadın temsil oranından çok uzakta olduğuna dikkat çekiyor.

Peki Meclis’te kadın temsiliyeti neden istenen düzeyde değil? Cinsiyet eşitliği yönünde hangi partiler öne çıktı?

Resmi olmayan sonuçlara göre AKP’den 50, CHP’den 30, Yeşil Sol Parti’den 30, İYİ Parti’den 6, MHP’den 4, TİP’ten 1 kadın milletvekili seçildi.

Nevşehir’de MHP’den Filiz Kılıç, Giresun’da CHP’den Elvan Işık Gezmiş; bu illerden seçilen ilk kadın milletvekilleri oldu.

81 ilin 30’unda ise sadece erkek adaylar milletvekili seçildi.

Kadınlar, aday listelerinde yeterince temsil edilmedi

Kadınların siyasette eşit şekilde temsil edilmesi için mücadele eden sivil toplum kuruluşları ve kadın hakları savunucuları, kadın aday adayı başvurularının rekor seviyeye ulaşmasına rağmen Yeşil Sol Parti ve TİP dışında kadınların aday listelerinde yeterince temsil edilmediğini söylüyor.

Yeşil Sol Parti’nin 62 milletvekilinden 30, TİP’in dört milletvekilinden biri kadın.

BBC Türkçe‘ye konuşan Ben Seçerim Derneği Genel Direktörü Nilden Bayazıt, siyasi partilerin genelde kadınları listelerde seçilecek sıralara koymadığını söylüyor.

Nilden Bayazıt, “Milletvekili adaylarının hangi kriterlere göre seçildiğini partiler açıklamalı. Biz dernek olarak iki sene boyunca 25 il gezdik, siyasi temsilciler ve sivil toplum kuruluşlarıyla görüştük ve seçilebilir kadın adayları belirleyip destekledik. Ama partiler bu kadınları seçilemeyecek yere koydular. Siyasi partilerde tahmin ettiğimizin çok üstünde bir direnç var” diyor ve ekliyor:

“Türkiye’de çok ciddi muhalif bir kadın hareketi var fakat bu hareket siyasete akamıyor. Biz bu hareketin siyasetin içinde olması gerektiğine inanıyoruz.”

Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK) Sözcüsü Berrin Sönmez ise “Seçim ve ittifak pazarlıklarının kadınların hakları ve hayatları üzerine yürütüldüğü bu dönemde aday listeleri belirlenirken çok daha net bir şekilde eşit temsile yakın liste hazırlanmalıydı” diye konuşuyor.

“Seçim kampanyaları süresince kadınların haklarının kısıtlanmasına yönelik ve bundan öte kadınların hayatlarının, yaşam haklarını tehdit edecek önerilere açık bir şekilde yer verildi” diyen Sönmez, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“LGBTİ+, tümüyle tehdit olarak gösterildi. Bunlar 28. Dönem’de Meclis’in son derece kadın karşıtı düzenlemelere imza atma potansiyeli olduğunu gösteriyor.”

Mevcut sistemde kuvvetler ayrılığı prensibinin olmadığını söyleyen EŞİK Sözcüsü Sönmez, “Önümüzdeki dönemde hem dini aşırılıkçıların kadın düşmanı yaklaşımı, hem ırkçılığa yakın aşırı milliyetçilerin cinsiyet eşitliğine yakın olmayan erkeksi söylemleri bir araya gelecek. Bu da bizi kadın hakları konusunda korkunç bir tabloya götürecek” diyor.

Sönmez’e göre önümüzdeki dönemde kadın hakları konusunda gündemde olacak başlıca konular, başörtüsüne anayasal güvence ve “aile kurumunun güçlendirilmesini” de içeren anayasa değişikliği teklifi ile kadının evlendikten sonra alacağı soyadı kararı olacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Nisan ayında Türk Medeni Kanunu’nda yer alan ve kadının soyadı olarak yalnızca evlenmeden önceki soyadını kullanmasını engelleyen hükmü eşitliğe aykırı bularak iptal etti. Bu kararın dokuz ay sonra yürürlüğü girmesi gerekiyor.

AYM’nin aldığı kararla uzun yıllardır kadın mücadelesinin ortaya koyduğu görüşleri dikkate aldığını söyleyen Sönmez’in, 28. Dönem’de yüzde 80’i erkek olan Meclis’te bu kararın nasıl uygulanacağı konusunda şüpheleri var:

“Bunlar bizi bekleyen en büyük tehlikeler. Cumhur İttifakı, Medeni Kanun ile ilgili aileye zarar veren hükümleri ayıklama ifadesini kullandı. Kadının çağdaş yaşama katılımını mümkün kılan düzenlemeleri ayıklamayı vadedenlere bu fırsatı vermemek gerekiyor.”

Yeşil Sol Parti eşit temsile en yakın parti

Yeşil Sol Parti’nin çıkardığı milletvekillerinin yüzde 48’i kadın.

Sönmez’e göre bunun sebebi, parti yönetiminden ilçe yönetimine kadar tüm karar organlarında, cinsiyet eşitliğini gözeten eş başkanlık sisteminin benimsenmesi.

Sönmez, “Kadınların listelerde, Meclis’te ve parti karar organlarında eşit temsile en yakın şekilde yer aldığı parti HDP. Yeşil Sol Parti de oradan aldığı ilkeleri aynı şekilde uygulayarak devam ediyor. Partilerin ilkesel olarak kesinlikle tüm karar organlarında, parti yönetiminden ilçe yönetimine, belediyelere, partinin diğer kurullarına varana kadar her yerde eş başkanlık sistemi kurması, orada kadın eşitlik bilinci doğrultusunda karar alınmasını mümkün kılıyor” diyor ve devam ediyor:

“HDP içinde kurulan kadın gruplarının aldığı kararlar, partinin ortak kararı olarak müzakere bile edilmeden kabul ediliyor. Diğer partiler için de böyle yapılar gerekiyor. Uluslararası sözleşmelere ve Pekin Deklarasyonu eylem planında verilen kararlara uymak yeterli ama uyulmuyor. Hatta eş başkanlık kriminalize edildi ve diğer partilerin bu yönde hareket etmesini bağladılar.”

Ben Seçerim Genel Direktörü Bayazıt ise HDP’nin içinde apayrı bir kültür olduğunu söylüyor:

“Sadece yüzde 50 kadın hedefiyle kalınmıyor, HDP’deki kadın milletvekili adaylarını kadın meclisleri seçiyor. O da yeterli olmuyor milletvekili adaylığına başvuran erkeklerin geçmişinde kadına karşı herhangi bir tacizi veya darp girişimi olmuşsa bu kişiler bir kenara çekiliyor.”

Kadınların siyasette var olmasının önündeki engeller neler?

Erkeklerin siyasetin içinde, gerek aile düzeni, gerek dayanışma kültürü açısından çok daha rahat bir şekilde var olabildiğini söyleyen Bayazıt, “Kadının görünür olması çok önemli. Kadın adayları listelere koymayarak, siyasete girecek pek çok kadının motivasyonu kırılıyor, uzaklaştırılıyorlar” diyor.

Türkiye’de kadın hareketinin siyasi partileri yönlendirme yönünde çok başarılı olduğuna dikkat çeken EŞİK Sözcüsü Sönmez ise buna rağmen kadınlardan güç alan partilerin siyasette kadınlara yer açmadığına dikkat çekiyor.

Sönmez, seçim sürecinde milletvekili aday adaylarının cinsiyete göre ayrıştırılması gerektiğini ancak bunun birçok parti tarafından yapılmadığını söylüyor.

Birçok uluslararası protokolün cinsiyet analizi yapılmasını öngördüğüne dikkat çeken Sönmez, “Partiler buna uymadı, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) da gerekli görmedi. İYİ Parti bunu kendi içinde başarmış. İYİ Parti Kadın Politikaları Başkanlığından aldığımız bilgiye göre yüzde 33,5 oranında kadın aday adayı başvurusu olmuş. Listelerinde yüzde 25 kadına yer verdiler ama çoğu seçilebilir sıralarda değildi” diyor.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*